C2PA, yapay içeriklerin kökenini işaretlemeyi amaçlıyor ama uygulamalar ve görünürlük zayıf; bu yüzden kullanıcılar hala ‘AI slop’ ve deepfake’lerle boğuşuyor.
Instagram başkanı Adam Mosseri’nin “gerçeklik artık sonsuz şekilde üretilebilir” çıkışı, dijital içeriğin doğrulanmasına dair bir çözüm çağrısıydı. Bu fikrin merkezinde, çekim anında ya da düzenleme sırasında dosyaya eklenen görünmez köken bilgileri bulunan C2PA standardı var — ama uygulanma şekli ve platformlardaki görünürlüğü, kullanıcıları korumaya yetmiyor.
C2PA neden yetmiyor?
C2PA (Coalition for Content Provenance and Authenticity), içeriğin nerede, kim tarafından ve hangi araçlarla oluşturulduğuna dair metadata ekliyor; Adobe, Microsoft, Intel ve BBC gibi oyuncuların yanında Meta, Google ve OpenAI da standarda destek verdi. Teoride bu, hem gerçek fotoğrafları doğrulamaya hem de manipülasyonu yakalamaya yardımcı oluyor. Ancak pratikte benimsenmesi yavaş; Canon, Nikon, Sony ve Leica gibi kamera üreticilerinde destek sınırlı kalıyor ve OpenAI de C2PA bilgisinin “kazara ya da kasıtlı” olarak kaldırılabileceğini açıkça belirtiyor.
Platform tarafında ise etiketlemeler tutarsız. Instagram’daki “AI info” ibaresi küçük ve kolay kaçıyor; bazen posta bilgileri veya şarkı adıyla karışabiliyor, masaüstü görünümünde hiç görünmeyebiliyor. YouTube, Google’ın SynthID’si ve C2PA etiketlemesi gibi farklı sistemleri kullansa da etiketlerin tutarlılığı ve fark edilirliği sınırlı. Bir kullanıcı şüpheli içeriğe rastladığında çoğunlukla manuel olarak eklere bakmaya, tarayıcı eklentileri kullanmaya veya resmi doğrulama sitelerine yükleme yapmaya yönlendiriliyor — ki bu, yaygın kullanıcı alışkanlıklarına uygun değil.
Bir diğer büyük sorun ise çıkar çatışması: C2PA’ya destek veren firmalar aynı zamanda üretken AI araçlarını satışa sunuyor. Meta, OpenAI ve Google gibi şirketler hem doğrulama standartlarını desteklerken hem de kullanıcıların dikkatini çeken, gelir getiren yapay içerik araçlarını geliştiriyor. Bu durum, yalnızca teknik standartlara güvenmenin yetersiz olduğunu gösteriyor: etiketler olsa bile kullanıcıları koruyacak, kötü niyetli yayılmayı engelleyecek sistemler ve platform politikaları da gerekli.
Sonuç olarak C2PA, dijital içeriğin kökenini tespit etmek için yararlı bir yapı taşını temsil ediyor ama tek başına derin sahtecilik ve “AI slop” dalgasını durdurmaya yetmez. Daha geniş çaplı benimseme, etiketlerin görünürlüğünün artırılması, platform içi moderasyon süreçlerinin güçlendirilmesi ve şeffaf, denetlenebilir kuralların devreye sokulması gerekiyor. Aksi halde kullanıcılar, kimden geldiğini bilmedikleri içeriklerle baş başa kalmaya devam edecek.

Bir Cevap Bırakın