Yapay Zekâda Enerji Rotası Değişiyor
Türkiye’nin yapay zekâ planında enerji, altyapının temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri’nin yer seçimi; düşük karbonlu elektrik, şebeke kapasitesi, yenilenebilir ve nükleer enerji olanakları dikkate alınarak yapılacak.
Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında, yapay zekâ altyapısının artan enerji ihtiyacının sürdürülebilir ve öngörülebilir biçimde karşılanması hedefleniyor. Bu doğrultuda hazırlanacak hesaplama stratejisinde, yapay zekâ kapasitesine bağlı elektrik gücü ile düşük karbonlu elektrik payının belirlenmesi planlanıyor.
Ulusal Yapay Zekâ Kurulunun öncelikli gündem maddeleri arasında yer alması beklenen çalışmalarda; enerji ihtiyaç projeksiyonları, şebeke bağlantı kapasiteleri, yenilenebilir ve nükleer kaynaklarla eşleştirme senaryoları ile veri merkezlerinde oluşan atık ısının geri kazanım potansiyeli değerlendirilecek. Bu sonuçlar, Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri’nin yer seçimi ve kapasite planlamasında kullanılacak.
2030 için 1 gigavatlık kapasite hedefi
Plan kapsamında 2030’a kadar en az 1 gigavat yapay zekâ veri merkezi kurulu gücüne ve yıllık en az 10 teravatsaat düşük karbonlu elektrik satın alma anlaşması hacmine ulaşılması öngörülüyor. Uzun vadeli elektrik alım anlaşmalarında, elektriğin en az yüzde 60’ının düşük karbonlu yenilenebilir ve nükleer kaynaklardan sağlanması hedefleniyor.
Aynı dönemde veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarına özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık kaynağın yönlendirilmesi bekleniyor. Enerjide Dijitalleşme Derneği Genel Sekreteri Gökberk Bilgin’e göre 1 gigavatlık veri merkezi kapasitesi, kullanım oranı ve kapasitenin tanımına bağlı olarak yılda 7,5 ila 10,4 teravatsaat elektrik tüketebilir.
Bilgin, asıl meselenin Türkiye’nin 1 gigavatlık kapasiteyi karşılayıp karşılayamayacağından çok, bu kapasitenin hangi bölgelerde mevcut altyapıyla desteklenebileceği olduğunu belirtti. Bir bölgede mevcut şebeke bağlantısı yeterli olabilirken başka bir bölgede yeni trafo merkezi veya bağlantı hattı yatırımı gerekebileceğini ifade eden Bilgin, yatırımların farklı bölgelere yayılmasının tek bir bağlantı noktasındaki baskıyı azaltabileceğini söyledi.
Düşük karbonlu enerji için yeni yatırımlar gerekecek
Yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek bölgelerin veri merkezleri için avantaj sağlayabileceği, ancak bu değerlendirmenin fiber altyapısı ve nitelikli personel ihtiyacıyla birlikte yapılması gerektiği belirtiliyor. Bilgin, yüzde 60’lık düşük karbonlu elektrik şartının ulaşılabilir olduğunu ancak bunun mevcut elektrik karmasıyla kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini kaydetti.
Bu hedef için yeni yenilenebilir enerji tedarik sözleşmeleri, yenilenebilir enerji sertifikaları ve Akkuyu’nun devreye girmesiyle nükleer elektrik için oluşturulacak sözleşme ve doğrulama mekanizmalarına ihtiyaç duyulacağı ifade edildi. Düşük karbonlu elektrik oranının yıllık tüketim üzerinden mi yoksa saatlik tüketim üzerinden mi hesaplanacağı da hedefin kapsamını belirleyecek. Yıllık eşleştirme uygulanabilir bir başlangıç sunsa da veri merkezlerinin günün her saatinde düşük karbonlu elektrik kullandığı anlamına gelmeyecek.
Yapay zekâ yatırımlarının uzun vadeli elektrik talebi oluşturması; güneş, rüzgâr ve enerji depolama projelerinin finansmanını kolaylaştırabilir. Farklı bölgelerde kurulacak kampüsler, trafo merkezleri ve yüksek gerilim hatlarının yanı sıra fiber güzergâhları ile yerel hizmet altyapısında da yeni yatırımlar gerektirecek. Türkiye bu altyapıyı bulut ve yapay zekâ hizmetleri ihracatına dönüştürebilirse yatırımların teknoloji ekosistemine katkısı daha geniş olabilir.